TR Kurdî EN
SON HABERLER

BASINA VE KAMUOYUNA (28.03.2012) 9.06.2012

 

 

Bugün 2006 yılında Diyarbakır’da polisin saldırısı sonucu katledilen 13 Kürt’ün ölüm yıl dönümü hala suçlularla ilgili önemli bir araştırma yapılmamıştır. Unutturacaklarını sanıyorlarsa tüm halkımız gibi biz de bu katliamı unutmadık, unutmayacağız.

Türkiye’de Newrozu yasaklayarak onlarca kişi yaralayan, DTK eş başkanı Sayın Ahmet TÜRK’e saldırı düzenleyen, Çelebi Eser İlköğretim okulu öğrencisi Muhammed DOĞAN’ı evinin balkonunda yaralayarak sakat bırakan, Pozantı’da Kürt çocuklarına tecavüz ettiren ve gazete kapattıran zihniyet sadece tutuklama ve operasyon yapmakla sınırlı kalmıyor, yeni yasalar çıkararak saldırılarını sürdürüyor.  Bunun son örneği de 4688 sayılı Sendika yasası ve 4+4+4 olarak bilinen ve var olan geri eğitim sistemini daha da geriye götüren yasa teklifinin bugünlerde mecliste görüşülüyor olmasıdır. Belirtmek gerekir ki Anadilinde eğitim hakkı kabul edilmedikçe dünyanın en iyi sistemine de sahip olsanız bu alanda başarı şansınız olamaz. Bu nedenle bizim temel istemimiz Anadil ’de eğitimdir.

Bugün 2 günlük grevimizin 1. günündeyiz. Yine bugün tüm Türkiye’de olduğu gibi Ankara’da Kızılay meydanında on binlerle birlikte AKP hükümetinin saldırılarını püskürtmeye kararlıyız.

Sendika yasası diye bize dayatılarak kabul ettirilmek istenen değişiklik, hiçbir yenilik içermemektedir. Sadece birkaç kavram değiştirilerek bize kabul ettireceklerini sanıyorlar.

Başbakan’ın “Dindar nesil yetiştirmek istiyoruz” söylemlerinden hemen sonra gündeme gelen zorunlu eğitimin kendi içinde kademelendirilerek 12 yıla çıkarılması girişimleri, bütün itirazlarımıza rağmen sürmektedir. AKP hükümeti, zorunlu eğitimin süresini arttırma bahanesiyle, aslında kendi arka bahçesi olarak gördüğü ve resmi ideolojinin merkezi haline getirmek istediği imam hatip okullarının cazip hale getirilmesidir.

Şuanda Meclis Genel Kurulunda görüşülmekte olan düzenlemelere baktığımızda neden bu kadar kaygılı ve öfkeli olduğumuzun kamuoyu tarafından anlaşılmasının kolaylaşacağını düşünüyoruz; 

  • Kanun teklifinde yer alan, ilköğretim devlet okullarında parasızdır ifadesi komisyon görüşmelerinde metinden çıkarılarak, ilköğretimin tamamen paralı hale getirilmesinin ilk adımları atılmak istenmektedir. 
  • İlk 4 yılın “ilkokul”, ikinci 4 yılın “ortaokul” olarak tanımlanması nedeniyle, 5. sınıf okutan bütün öğretmenlerin “norm fazlası” haline gelmesi ve bakanlık tarafından başka görevlerde görevlendirilmesinin önü açılmıştır.
  • 8.Sınıftan sonra devam mecburiyetinin kaldırılmış olması “Çocuk Gelinlerin” çoğalmasını beraberinde getirecektir.
  • Yıllardır okulöncesi eğitimi yaygınlaştırmak için çalışmalar yapılmasına rağmen, yasa teklifinde okulöncesi eğitim zorunlu eğitimin dışında bırakmıştır. 

 

 

 

 

  • Zorunlu din dersinin kaldırılması ve anadilinde eğitim taleplerini karşılaması yönündeki toplumsal talepler göz ardı edilmiştir.
  • İlkokul ve ortaokulun, “bağımsız binalarda” gerçekleşeceği iddia edilse de, okulların bu uygulama için yeterli altyapı ve donanıma sahip olmadığı gerçeği göz ardı edilmektedir. 
  • Bir taraftan uzun vadede seçme sınavlarının kaldırılacağı iddia edilirken, diğer taraftan kademeli eğitim uygulaması ile çocuklarımızın daha erken yaşlarda dershaneye gitmeleri teşvik edilmesi kesinlikle kabul edilmez bir durumdur. 

Değerli Basın Emekçileri,

Anayasada kamu emekçilerine sözde toplu sözleşme hakkı tanıyan 12 Eylül referandumunun üzerinden 16 ay, Üçlü Danışma Kurulu toplantılarının üzerinden 6 ay, Yasa Taslağının Bakanlar Kurulu’na gönderilmesinin üzerinden tam 100 gün geçti.

 

Bu yasa tasarısı, Üçlü Danışma Kurullarında konfederasyonların görüşlerinin taslağa yansıyacağına, kamu emekçilerinin toplu sözleşme hakkı yönünde düzenlemeler yapılacağına dair söz verenlerin bizi yanıltamayarak sözlerinin arkasında yine durmadığını göstermektedir. Kısacası bugüne kadarki pratiğinde defalarca şahit olduğumuz gibi AKP iktidarı, kamu emekçilerinin toplusözleşme hakkı konusunda da takiyede sınır tanımadığını göstermiştir.

Değerli Basın Emekçileri,

 

Tasarı ile toplu görüşmeden bile daha geride bir düzenleme getirilmek istenmektedir. Hizmet kolu toplu sözleşmelerine yer verilmeyen tasarı ile sendikaların talepleri yok sayılmaktadır. Bu resmen sendikaların var oluş gerekçesinin ortadan kaldırılması demektir.

 

Yasa tasarısında grevli toplu sözleşme hakkımız yasal teminat altına alınmadığı gibi, örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller de varlığını korumaktadır. Kapsamından tarafların belirlenmesine, uyuşmazlık halinden Hakem Kurulunun yetki ve bileşimine kadar özgür bir toplu pazarlık düzeni ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan, hemen her alanda özgürlükleri tamamen kısıtlamayı hedefleyen bu yasa tasarısının özüne de ruhuna da tamamen yasakçı ve sınırlayıcı bir mantık hâkimdir.

 

Değerli Basın Emekçileri;

 

Bizler, Hak ve özgürlüklerimizi yok sayan bu yasa tasarısına karşı;

 

  • Grev hakkımızın yasal teminat alındığı özgür bir Toplu Sözleşme düzeni için
  • Örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılması için
  • Her sendikanın üyeleri adına toplu sözleşme yapabilmesinin sağlanması için,
  • Belediyelerle yıllardır yapılan Toplu Sözleşmelerin devam etmesi, bu konuda herhangi bir sınırlama getirilmemesi için
  • Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanması ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için
  • Anadilde Eğitim hakkının tanınması için

 

Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.

 

YAŞASIN ANADİLDE EĞİTİM

YAŞASIN GREVLİ TOPLU SÖZLEŞME MÜCADELEMİZ!

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!     

 Kasım BİRTEK

         Eğitim Sen Diyarbakır Şube Başkanı

Bu yazıyı paylaşın :